Ortodonti dünyasında şeffaf plaklar gibi dijital yenilikler çok popüler olsa da, biyomekanik olarak "Diş Teli (Braketleme) Tedavisi", çene kemiğinin içine hapsolmuş gömülü dişleri çekip çıkarma, aşırı şiddetli diş dönüklüklerini (rotasyonları) düzeltme ve alt-üst çene arasındaki çok büyük kapanış (iskeletsel iskelet) uçurumlarını kapatma konusunda dünyada hala rakipsiz "Altın Standart" tedavi yöntemidir.
Dişlerin yüzeyine (veya dil tarafına) özel ajanlarla yapıştırılan ve "Braket" adı verilen milimetrik kare tutucular, ortalarından geçen ve "Hafıza" özelliğine sahip olan ark telleri (Nikel-Titanyum alaşımı) ile birbirine bağlanır. Bu tel, yamuk dişlerin arasında eğilip bükülse bile vücut ısısıyla aktive olarak daima "U" şeklindeki o dümdüz, kusursuz ilk orijinal formuna dönmeye çalışır. Kendi formuna dönerken dişleri de peşinden sürükler ve onları kemik içerisinde eriterek olması gereken o mükemmel hizaya çeker.
Paslanmaz çelikten üretilen, en dayanıklı ve en ekonomik seçenektir. Telin brakete tutturulması için kullanılan ufak renkli lastikler (ligatürler) çocukların ve gençlerin her ay kendi istedikleri kombinasyonu (tuttukları takımın renkleri gibi) yapmalarına olanak tanır ve tedaviyi çok eğlenceli kılar. Ayrıca sürtünme katsayısı en düşük materyal metal olduğu için, diş hareketinin (tedavi hızının) en yüksek olduğu sistemdir.
Yetişkinler ve kurumsal hayatta çalışanların gözdesidir. Diş minesinin beyaz rengiyle birebir aynı renkte üretilen porselen (seramik) braketler veya tamamen cam gibi şeffaf olan safir braketler kullanılır. İçinden geçen tel de teflon kaplı (beyaz) seçilirse estetik olarak kusursuza yakın bir gizlilik sağlanır. Metal kadar dirençli olmasalar da sağladıkları sosyal özgüven paha biçilemezdir.
Teli brakete bağlamak için tel veya plastik lastikler (renkli lastikler) kullanılmaz. Braketin kendinden sürmeli ufak bir çelik kapağı vardır, teli içine alır ve kilitler. Lastik kullanılmadığı için ağızda plak/bakteri tutulumu yarı yarıya azalır, ağız kokusu yapmaz. Kuvvet dağılımı muazzam yumuşaktır (biyolojik kuvvete yakındır), ağrı daha az olur ve tedavi süresini (kliniğe geliş sayısını) %30 oranında kısaltır.